❧SAYFA 01✧Kapıdaki ışıkFındık bahçesinin kenarındaki yaşlı ağacın kovuğunda minik bir fındık faresi yaşardı. Adı Feri'ydi. Patileri bir yemiş kadar küçüktü, kulakları yuvarlaktı, kuyruğu ise kendisinden uzundu. Akşam olunca Feri kovuğun ağzına çıkar, bahçeye bakar, sonra içeri dönüp yatağını düzeltirdi. O akşam yatağına karahindiba tüyü serdi, kuru yaprakları kenara itti, kuyruğunu karnına doladı. Tam gözlerini kapatacakken kovuğun ağzında ince bir altın çizgi fark etti. Çizgi yatağının tam ortasına kadar uzanıyordu. Feri doğruldu ve dışarı baktı. Bahçenin ortasındaki alçak dalda kapalı bir bahçe feneri sallanıyordu; içinde serin bir ışık yanıyordu. Fenerin ışığı, dalın eğilmesiyle artık yolu değil doğrudan Feri'nin kapısını aydınlatıyordu. Işık sıcaktı, hiç korkutucu değildi. Yalnızca uykuyu bekletiyordu. Feri yatağının üstünde döndü, kuyruğunu gözlerinin üzerine koydu, sonra tekrar kaldırdı. Kuyruk yumuşaktı ama ışık yine aradan sızıyordu. Feri bir süre çizginin kenarını izledi. Çizgi, bahçıvanın akşamdan unuttuğu fenerden geliyordu ve sönmeye hiç niyeti yok gibiydi. Feri yatağından indi, kovuğun ağzına kadar yürüdü ve aşağıdaki yola baktı. Yol boyunca uzanan ışık şeridi çakıl taşlarını parlatıyordu. Bu ışığın bir işi olmalıydı, diye düşündü. Uykusu biraz beklerdi; Feri önce fenere yakından bakmak istedi. ☝Bir kelimeye dokun, sesini keşfet.